Yazar
ÖZCAN KARTAL

KALP KAŞIĞI

*Kalp Kaşığıyla Tadılan Ömür*
Kalıcı huzurun sırrı dış dünyada değil; insanın kendi gönül havanında sabır, şükür ve muhabbet balını aşkla dövebilmesinde saklıdır.Modern zamanların insanı, hızı bir meziyet, tüketmeyi bir maharet saydığından beri en çok da ruhun o dingin ritmini kaybetti. Mutluluğu dışarıda, nesnelerin soğuk parlaklığında ya da modern dünyanın vaatlerinde arayanlar, her defasında ellerinde büyük bir hüsranla eve dönüyorlar. Oysa kalıcı huzurun, zamana direnen bir beraberliğin sırrı dışarıda değil, insanın kendi içsel laboratuvarında saklıdır. Hayat, alelade yaşanacak bir süreç değil; sevginin, saygının ve sadakatin potasında eritilmesi gereken kadim bir simya sanatıdır.Doğu’nun bilge sesi İbn Arabi, varlığın özünü sevgiye dayandırır ve "Aşk, varlığın sırrıdır; bizi aslımıza bağlayan yegane bağdır" der. Bir ömrü paylaşmanın ilk harcı da işte bu dikey sevgidir. Ancak sevgi, tek başına bir kök olarak kalırsa kuruyabilir; onu besleyecek bir sadakat yaprağına ve her şeyi bir arada tutacak bir saygı iklimine ihtiyaç vardır. Bilgeler, saygının olmadığı yerde sevginin bir heves, sadakatin olmadığı yerde ise bir yalan olduğunu söylerler. İnsan, kalbini bir havan eylemeli ve bu yüce duyguları aşkın o sarsılmaz tokmağıyla sabırla dövmelidir ki, ortaya çıkan esans ruhun her hücresine nüfuz edebilsin.Bu manevi karışımı hayata dahil ederken en çok da bir "hoşgörü eleğine" muhtacızdır. Batı felsefesinin derinlikli isimlerinden Spinoza, insanın doğasını anlamaya çalışırken "Anlamak, sevmenin başlangıcıdır" felsefesini savunur. Kusurları görmezden gelmek, karşındakini tüm eksiklikleriyle kabul etmek, o hoşgörü eleğinden süzülmekle mümkündür. İnsan, elindeki elekle muhatabının hatalarını elemeli, geriye sadece saf ve yapıcı olanı bırakmalıdır. Bu süzülüşe eşlik edecek olan "sabır ve şükür" tohumları ise, toprağa düşen her tohum gibi vakti geldiğinde en tatlı meyveyi, yani muhabbet balını verecektir. Zira sabır katlanmak değil, menzile varacağına inanarak beklemektir.Nihai hüküm şudur ki; insan ruhu, bencil arzuların ve anlık heveslerin rüzgarıyla savrulan bir yaprak olmaktan kurtulmadıkça hakiki menziline varamaz. Hayatın bizlere bahşettiği bu sınırlı zaman diliminde asıl mesele, ömrü sadece tüketmek değil, onu mana ile inşa etmektir. Kalbini bir kaşık gibi merhametle, zarafetle dolduranlar; sevgiyi, sadakati ve sabrı bir ömür boyu ruhuna zevkle zerk edenler, zamanın yıkıcı etkisine karşı galip geleceklerdir. Çünkü aşkla ve emekle karılan hiçbir harç, zamanın dalgaları karşısında yıkılmamış, aksine ebediyete uzanan bir abideye dönüşmüştür.

Hoşçakalın dostça kalın gönül alın. Sevgilerimle...

Özcan Kartal
Yayın Tarihi: 14.05.2026 15:39