Yazar
ÖZNUR ÖZEN

Hayat Bizi Prize Takıp Resetleyecek.

Hayat koşu
bandı gibi.


Ama düğmesini kimseye sormadan biz açmışız gibi bir hızda.



Sabah alarm
çalıyor.

Ertele.

Bir daha çalıyor.

Bir daha ertele.



İşte ilk
kısa mola:

O ertele tuşu aslında modern insanın meditasyonu.



Kahveni
alıyorsun. Daha ilk yudumu içmeden “bugün çok yoğunum” diyorsun. Oysa kahve
sana “dur bir, daha ısınmadık” diyor. Kahve bile molayı savunuyor, biz hâlâ
direniyoruz.



Toplantıdasın.
Ciddi yüzler. Ciddi cümleler. Ciddi grafikler.

Bir anda aklından “Akşam ne yesek?” geçiyor.

Tebrikler. Ruhun gizlice mola vermiş.



Asansörde
aynaya bakıp saçını düzeltirken aslında kendine bakıyorsun.

“İyiyim ya” diyorsun içinden.

Bu da mola.



Trafikte
kırmızı ışıkta söyleniyoruz ama o kırmızı ışık olmasa hiç durmayacağız.

Hayat bazen bizi zorla durduruyor.

Biz de hâlâ sinirleniyoruz.



Eskiden
molalar daha dürüsttü.

“Anne acıktım” derdik.

Şimdi “bir şeyim yok” deyip dolaba bakıyoruz.



Telefon
elimizde.

Sosyal medyada “sadece iki dakika” diye giriyoruz.

Kırk beş dakika sonra kendimize dönüp bakıyoruz.

Bu bir mola mı, zaman kaçırma sanatı mı, hâlâ emin değilim.



Ama şunu
fark ettim:

İnsan en çok yorulduğunu kabul etmediğinde yoruluyor.



Kısa molalar
tembellik değil.

Hayatın ara sahnesi.



Nefes almak
için uzun tatillere gerek yok.

Bazen sadece balkona çıkıp “off” demek yeterli.



Belki de
mesele büyük kaçışlar değil.

Arada kendine göz kırpmak.



Çünkü kabul
edelim…

Biz mola vermezsek,

hayat bizi prize takıp resetleyecek.



ÖZNUR TURAN ÖZEN



 

Yayın Tarihi: 20.03.2026 21:04