Yazar
MUSTAFA ÇELEBİ ÇETİNKAYA

NESLİ TÜKENENLER…




 



Nesli
tükenmekte olan hayvanların peşine düşen ve onlara yeniden hayatta kalma,
çoğalma imkanları sağlamaya çalışan insan bunun için gerçekten kayda değer emek
veriyor, çalışıyor. Hangi hayvanların neslinin tükenmek üzere olduğunu da
belgesel sevenler elbette biliyorlar.



Yani
insan denen varlık hayvan seviyor. Sonra sadece nesli tükenen hayvanlar için
değil, son yıllarda kedi ve köpeklere karşı ilgi furyası da öyle tuttu ki bir
kamu spotu haline geldi. Hatta belediyeler bunu faaliyet alanı içine bile
kattı. Seçimleri kazanırsak diye devam eden propaganda sözleri içine bile
girdi. Her köşede artık mama ve su kabı görebilirsiniz. Yani insan denen varlık
hayvanları seviyor ve onlara önem veriyor. Şimdi hemen buraya şu detayı girelim
ki hayvan severlerin tepkisini alıp linç yemeyelim. Bu saydıklarıma asla karşı
değilim. Bilakis bugüne kadar daima yanımda bir hayvanım oldu. Bazen kedi,
bazen kuş, hatta bir tavşanım vardı ki hiç sormayın! Velhasıl kelam meselemiz
hayvanları sevmemek değil. Mutlaka sevin ve hatta imkân ve olanaklarınız
dahilinde çocuklarınıza da hayvan sevgisini verin ve evinizde besleyin. Bugün
değinmek istediğim husus nesli tükenen hayvanların ne kadar kıymetli olduğu
konusuna hâkim olan insanın aslında kendi neslinin de nasıl tükendiğinin
farkında olamadığı. Toplumsal değerler, birlikte olma eylemleri gibi manevi ve
soyut güzelliklerden bahsederken “ah eski günler” diye dile getiriyor ama o
eski günlerde yaşanan sosyal birlikteliklerin yeniden yaşanması için hiçbir
emek sarf etmiyoruz. Haber kanallarına düşen üçüncü sayfa hadiselerine ah vah
edip sonra nefes arası vermeden eğlence programlarının seyrinde dalıp
gidiyoruz. Komşuluk ilişkilerinden dem vuruyor ama bir merhabayı
komşularımızdan esirgiyoruz. İyilik, yardımlaşma üzerine çekilen videoları hit
seviyeye getirip yorum yağmuruna tutarken iyilik yapmak için kolları
sıvamıyoruz. Biz sadece işin tribün kısmındayız artık. Bütün insan nesli olarak
tribünlere oynuyor, ah vah ediyor, şöyle güzel günlerdi deyip geçmişi yad
ediyor ama zerre kolumuzu kaldırmıyoruz. Son yılların iletişim aracı olan
sosyal medyada bizleri tamamen klavye kovboyu yaptı ki sormayın.



Peki
nesli tükenen insanı kurtarmak için ne yapacağız! İyilik, güzellik, paylaşma,
bir arada olma gibi eylemler yeniden nasıl canlanacak. Haberlerde izlediğimiz
tek şey vahşet! Babasını kesen evlatlar, evladını çöpe atan ebeveynler,
karısını döven andavallar, çalışanının emeğini vermeyen şeytanlar ve daha
nicesi. Münevveri, Özgecan’ı, Sıla’yı, Ayşegül’ü ve daha nice katledilen
kızımızı ne çabuk unuttuk. Sadece cinayetle de katletmiyoruz ki. Yedi köye
hükmeden ağa kılıklı amcalar torunu yaşında ki kızlarla izdivaç kurarken bu
cinayet değil de nedir. Bir Aslan’ın başka bir yavru aslanı öldürmesine çok
nadir denk gelirsiniz. Hatta artık internette kendi yavrusunu korumak için
mücadele eden hayvanların videoları da popüler oldu. Biz işte anca böyle
videolarla kendimizi avutuyor, duygusallaşıyor, iki ah ediyor, iki küfrediyor
sonra da geçip bilmem ne adasında ki günlü ve günsüzlerin saçma sapan
rekabetlerini izliyoruz. Ya da milyonların karşısında yemek yapamadı diye
yarışmacıyı azarlayan bazı şefcikleri. Düşünüyorum işte! Mavi balina, Kızıl
panda ya da deniz kaplumbağası mı nesli tükenen. Yoksa Ali’den olma Ayşe’den
doğma Mehmetlerin mi nesli tehlike altında.



Ben
inanıyorum ki buraya kadar aynı fikirdeyiz. E o halde haydi bir beğeni bırakın,
bir de tebrik yorumu. Amcasının kızıyla sevgiliyken, halasının geliniyle de
ilişki yaşayan kahramanımızın dizisi başlamak üzere. Geç kalmayın!



Geç
kalmayalım!



 



Mustafa
Çelebi ÇETİNKAYA



 



 

Yayın Tarihi: 04.06.2026 18:51